Üye ol  Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı:  Şifre:

         
      

      
Kişilik - Karakter nedir? Karakter özellikleri nelerdir? Kişilik Bozuklukları Nelerdir?

   
Kişilik - Karakter nedir? Karakter özellikleri nelerdir? Kişilik Bozuklukları Nelerdir?
birbilsem diyor ki;

Kişilik - Karakter Nedir? Kişilik Bozuklukları Nelerdir?
İnsanları birbirlerinden farklı kılan , kendisi ve çevresindekilere bakış açıları, onlarla kurabildiği ilişki düzeyleri ve tepkilerini kapsayan çeşitli ortamlarda kendini gösteren bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir. Bu özelliklerin kişinin çevreye uyumunu bozup, günlük işlevselliğini bozması, kendinde gerilim-kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda kişilik bozukluğundan bahsedilir.
Kişilik bozukluğu;
Kişinin kendisi, başkaları ve olayları algılama;
Verdiği duygusal tepkilerin uygunluk, değişkenlik ve yoğunluğu;
Kişiler arası işlevsellik;
Öfke, heyecan, aşırı isteklerin, dürtülerin kontrolü

olarak sınıflayabileceğimiz dört alanın en az ikisinde kendini gösterir. Başlangıcı ergenlik ya da genç erişkinlik hatta bazen daha küçük yaş gruplarına dek uzanır. Bu durum başka bir ruhsal, fiziksel hastalığın ya da bir maddenin etkilerine bağlı olarak gelişen bir durum değildir.

Günümüze kadar hakkında birçok fikir üretilen ve kuram oluşturulan ‘kişilik’ kavramının değişik yönleriyle birçok tanımı yapılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:
*Kişilik, doğuştan gelen biyolojik özelliklerle, çevreden gelen sosyal etmenlerin birbiri üzerine yaptıkları etkilerin meydana getirdiği ahenkli bir bütündür. Demek ki kişilik hem kalıtsal özelliklerin, hem de çevrenin bir ürünüdür.
* Kişilik, kişide yapıların,davranış biçimlerinin, düşünüş özelliklerinin, ilgi ve eğilimlerin,yetenek,kabiliyet ve yönelişlerin, ruhsal durumların karakteristik bir bütünleşmesidir.

Bu tanımlara göre kişilik dediğimiz şey, kişinin bütün bedensel özelliklerinin, içgüdülerinin, dürtülerinin, eğilimlerinin, kazanılmış deneyimlerinin bir bütünüdür.Deneyimden kastedilen, insanın yaşantısıdır.Bu yaşantı süresince kişiliğimizde mutlaka küçük veya büyük bazı değişiklikler olmuştur. Kişiliğimiz bir yerde durmaz,değişiklikler hayat boyu devem eder. Beden yapısının gelişmesi gibi kişilik de uzun yıllar boyu değişir.Ancak bu, sezilmesi çok zor olan, yavaş bir oluşumdur.
Kişiliğin geçirdiği değişiklikler hayat boyu devam eder ama bu değişimlerin hızı belli bir dönemden sonra oldukça düşer.Yani kişiliğin oturduğu yaştan sonra meydana gelen değişiklikler ufak tefek değişikliklerdir.
Bugünkü kişiliğimiz, çocukluğumuzdan beri karşılaştığımız her şeyin bir sonucudur. İnsanlarla ilişkilerimiz, başımızdan geçen tüm tecrübeler şimdiki kişiliğimizi yaratmakta rol almışlardır.Hiçbir zaman şu an bulunduğumuz yerde, olduğumuz gibi kalmayız. Çünkü hiçbir günümüz aynı geçmez. Farklı çevrelere, farklı ortamlara girer, farklı kişi ve durumlarla karşılaşırız. Böyle oluca birçok etki altında kalırız ve bu etkiler de kişiliğimizin değişim geçirmesine yatabilir. Kişiliğimiz her şeyi tamamlanmış, değişmez bir şey değildir.
İnsanlar gençlik yıllarında yeni düşüncelere ve yeni şeyler denemeye yatkındırlar,ellerinden gelen her şeyi yapmaya isteklidirler.Yaşlandıkça heyecanları ve davranışları esnekliğini kaybeder, belirli alışkanlıklar yerleşir.Buna rağmen kişilik hala değişebilirliğini korur.
İnsan büyüdükçe ufku genişler ve çevresindeki insan ve eşyalar, insanların nitelikleri, temas halinde bulunduğu herkes, ailesi, akrabaları, arkadaşları, çalışmaları, iş hayatı, karşılaştığı problemler, başından geçen olaylar onda etki bırakır. Bu durumda bazı şeylerin değişmesi gerekebilir. Değişen de kişiliğin bazı yönleridir.
İnsanın beden durumu da kişiliğin gelişmesine ve değişmesine etki yapabilir.Örneğin ergenliğe girmeden önce olumlu bir kişilik yapısı sergileyen bir çocuğun, ergenlik döneminde arkadaşlarından daha çabuk veya geç büyümesi onun gözüne batar. Bunun kendini sevimsiz yaptığını zanneder, sonuçta aşağılık duygusuna kapılır. Bu da kişilik açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Kişilik, bireyin yapısı ve deneyimleri sonucu oluşur. Kişilik bir yapısal temelin veya çekirdeğin çerçevesinde deneyimlerin kurulmasıyla gelişir. Her birey kendine özgü kişilik yapısı çerçevesinde, yaşam deneyimlerini gerçekleştirir.Kazanılan deneyimler hem kişiliğin oluşmasında, hem de bazı etkenler karşısında değişmesine olanak sağlar.
Bireyin ortak ve benzersiz deneyimleri, kalıtımla edinilmiş potansiyelle etkileşimde bulunarak kişiliği şekillendirir. Deneyimlerini tüm yaşamında karşılaştığı herşeyden kazanır. Yani kişilik, onun tüm yaşantısının etkilerine dayanır.
Allport, kişilik konusunda şunları söyler; kişilik, bireyle doğmaz ancak onun doğumuyla başlar. Süt çocuklarında, ilk özel uyumlarda izlenen kendiliğinden etkinlikler ve heyecansal belirtilerdeki ayrıcalıklar kalıtımsaldır. Bebekte dördüncü aydan önce olgunlaşma ve öğrenmeyle edinilen davranışlar yoktur. Altıncı aydan sonra fizik çevreye ve kişilere gösterdiği tepkilerde farklılaşmalar görülür.Yaşamın ilk evrelerinde elde edilen farklılaşmış davranışlar devam etme eğilimi gösterirler. Bundan sonra da ortama, duruma ve kişilere bağlı olarak yine farklılıklar gösterebilirler.
Bir insanın duygu, düşünce, yetenek, ilgi, tutum, davranış ve eylemleri kişiliğini oluşturan başlıca öğeler arasındadır. Kişiliğin bütünlüğü içinde her insanın öteki insanlardan farklı olmasını sağlayan kendine özgü özellikleri vardır. Kişilik değişen bir şey olmasaydı, ilk insandan bu yana herkesin kişilik yapısı aynı olurdu. İnsanın kendine özgü özellikleri, kişiliğin belli öğeleriyle bağlantılıdır ve bunların dışarı yansımasıdır. Örneğin iyi ya da kötü hatırlama, çabuk duygulanma, öfkelenme, alınganlık, kolay ve çabuk düşünüp karar verme, iyi konuşma insanların birbirlerinden farklı özellikleridir. Bunların yanı sıra insanın giyinişi, yürüyüşü, el ve kol hareketleri, ses tonu, beğenisi bile kişiliğin bir parçasıdır. Sonuçta tüm bu sayılanlar kesin bir değişmezlik taşımaz.
Kişilik, eğilim ve deneyimlerin belirli evreler içinde bütünleşmesi sonucu oluşan bir süreçtir. Deneyimler insanı hiç de ummadığı çok farklı yerlere doğru çekebilir, bakış açısını, davranış tarzını değiştirebilir. Bu da insanın kişiliğine yansır.
Kişilik, bir insanın çevreye uyum sağlamak amacıyla yaptığı davranışların bütünüdür. Bu da demektir ki insan çevreye intibak etmeye çalışırken bazı değişiklikler geçirir ve bu değişiklikler kişiliği de etkiler.
Sonuçta kişilik olmuş bitmiş değil fakat devamlı oluşmakta ve değişmekte olan bir yapı olarak kabul edilir. Ancak bu oluşum ve değişimin hızlandığı ve yavaşladığı dönemler vardır. Bununla beraber kişiliğin çoğu zaman değişmeyen, uzun yıllar boyu süren yönleri de vardır.

KİŞİLİĞİN HANGİ YÖNLERİ DEĞİŞİR?
Anlatıldığı gibi kişilik insanın değişmeyen, durağan bir özelliği değildir. Değişen, insanın karakteri, mizacı, zeka ve yetenekleridir.
● Karakter: Kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğine çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, kişisel özelliklerle, içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur. Bu değer yargılarını benimseyip benimsememe, karakteri oluşturur. Karakterde, kişilikle, içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları birlikte yorumlanır.
Kişide bazı davranış biçimleri, diğerlerine oranla daha belirgin olarak kendini belli eder. Bazı davranış biçimlerimiz, ilgi ve yeteneklerimiz, tutum ve yönelişlerimiz, adımızla birlikte bizi belirleyici olarak kullanılıyorsa, bunlar bizim karakteristik özelliğimiz yani karakterimizdir. Bundan da anlaşılıyor ki karakter, kişiliğin değişken bir yönüdür.Çünkü her an tutumlarımız, ilgilerimiz, yeteneklerimiz, beklentilerimiz değişebilir. Bu da davranışlarımıza yansır. Bundan da anlarız ki kişiliğimizde faklılaşmalar görülüyor.
Karakter, aile, okul, çevre içinde çocukluk çağından itibaren gelişmeye, biçimlenmeye başlar. Bu biçimlenme uzun süre devam eder.Bu biçimin öğeleri sürekli değişir ve bu da kişiliğin değişmesi için bir etkendir.
● Mizaç: Günlük yaşantı içinde kişiye özgü, oldukça sınırlı, belirli duygusal tepkilerin nitelik ve nicelik bakımından değişmesidir. Otonom sinir sisteminin özelliği veya iç salgı bezlerinin az ya da çok çalışması gibi soyaçekimle gelmiş olan fizyolojik özelliklerin nedenlediği psikolojik tutumlarımızdır. Çabuk kızmak, sıkılmak, neşelenmek, öfkelenmek, hareketli ya da hareketsiz olmak vs.,bireylere göre değişen mizaç özellikleridir. İçsalgı bezleri doğrudan doğruya kana karışan ve hormon adıyla anılan bazı kimyasal maddeler salgılarlar. Bu hormonlar kan aracılığıyla tüm bedeni dolaşır, organizmanın büyüme ve gelişmesine doğrudan etkide bulunurlar. Bugün bazı bezlerin bazı şahsiyet özellikleri üzerindeki direkt etkisi bilinmektedir. Sözgelimi tiroid bezi hormonlarından biri olan tiroksin hormonunun kana gereğinden fazla salınması aşırı canlılığa, bedensel etkinliklerde bir kamçılanmaya, asabi gerilimler, aşırı duyarlılığa, duygusal ve heyecansal dengesizliklere yol açar. Bunun aksine az salgılanması ise tembelliğe, hareketsizliğe,fiziki güçsüzlüğe ve bedensel yorgunluğa neden olur.
● Zeka ve Yetenekler: Bir kişiyi tanımlamak ve kişiliğini belirtmek isterken ona değişik açılardan bakar ve değişik yönlerini değerlendiririz. Zeka, yetenek, heyecanlılık, içedönüklük, kavgacılık, canlılık, sosyal girginlik, sosyal uyum, baskınlık bu tür özelliklerdendir. Kişiliği tanımlamada egemen olan yön ağırlıkla sosyal yöndür. Fizik yapı gibi zeka ve yetenekler karşısında da toplumun kişiye karşı belirli bir vaziyet alışı vardır. Bu görünüş ve yetenekler toplumun kişiye karşı davranışlarında tayin edici rol oynar. Kişinin, toplumun bu yönelişine karşı tepki ve davranışlarını belirler. Böylece etki ve tepki halinde, kişi-toplum ilişkileri kendi özel kuralları içinde sürer gider.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
TANIM: DSM.IV kişilik bozukluklarını şöyle tanımlamıştır.
*
Kişinin içinde yaşadığı toplumda önemli ölçüde sapmalar gösteren sürekli bir davranış biçimidir; yaygındır ve estetiği yoktur. Ergenlik yada genç erişkinlik yıllarında başlar zamanla kalıcı olur. Sıkıntıya, işlevsellikte bozulmaya yol açar (Arsu 2001)
*Kişilik bozuklukları, kişilik özelliklerinin esneklikten yoksun bir nitelik kazanarak kişinin çevresiyle ilişkilerinde zorlanmasını yada kendi içinde sıkıntılara neden olacak boyutlarda yaşanmakta olmasını tanımlar. (Geçtan 1997)
*Kişilik bozuklukları herhangi bir kimsenin davranışları toplum düzenini bozucu nitelikte olup çok sayıda kişiye zarar verdiği halde, birey bir suçluluk ve pişmanlık hissi duymazsa bu bireyin kişilik bozukluğu gösterdiği söylenir. (Cüceloğlu 1997)
Yukarıdaki tanımlarda belirtildiği gibi kişilik bozukluğu olan birey topluma uygun davranışlarda bulunmaz, topluma uyum sağlayamaz. Bazen de toplum tarafında dışlanır.
*Davranışlar benliğe yerleşmiştir fakat uyum amacıyla esneklik göstermez. Çocukluktan beri süre gelir. Bireyin toplum içinde ve iş yaşamında belirgin bozulmalara yol açar. Bireyin kendisini çevreye değil çevreyi kendisine uydurmaya çalışır. Kişinin bilişsel yetilerinde, temel duygulanım ve düşünce yapısında belirgin bozukluk olmaz. (Öztürk 1997)

DSM.III.R kişilik bozukluklarını üç kümede toplamıştır.
A) kümesinde başkalarınca yadırganabilecek ve alışılmışın dışında davranışlarla belirlenen Paranoid, Şizoid ve Şizotip Kişilik Bozuklukları bulunur. Dramatik, duygusal yada inişli çıkışlı davranışlarla belirlenen(B) kümesinde Antisosyal, Borderline, Histrionik ve Narsistik Kişilik Bozuklukları bulunur. (C) kümesini ise anksiyete ve korkularla belirlenen, Kaçınan, Bağımlı, Obsesif-Kompulsif ve Pasif-Saldırgan Kişilik Bozuklukları oluşur.  (Geçtan 1997)

DSM IV,  Kişilik Bozukluklarını DSMIII R’den farklı bir şekilde ele almıştır. DSMIV on bir tane Kişilik Bozukluğu tanımlamıştır.
1-) Paranoid Kişilik Bozukluğu
2-) Şizoid Kişilik Bozukluğu
3-) Şizotipal Kişilik Bozukluğu
4-) Antisosyal Kişilik Bozukluğu
5-) Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu  
6-) Histrionik Kişilik Bozukluğu
7-) Narsistik Kişilik Bozukluğu 8-) Çekingen Kişilik Bozukluğu
9-) Bağımlı Kişilik Bozukluğu
10-) Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu
11-) Başka Türlü Adlandırılamayan (Sınıflanamayan) Kişilik Bozukluğu  

KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ GİDİŞ VE YAYGINLIĞI
Kişilik Bozuklukları sıklık ve yaygınlık oranları toplumdan topluma ve bir toplum içinde değişik kesimlere göre değişiklik gösterir. Geleneksel yaşam biçimini koruyan kırsal bölgelere göre kentlerde daha yüksek oranda görülür. Sanayileşmiş, kentleşmiş toplum içinde sosyo-kültürel-ekonomik düzeyi düşük hızla değişen töre ve gelenekleri çürük yada sarsılmış toplum kesimlerinde daha sık görülür. Gelişmiş sanayileşmiş toplumlarda yapılan araştırmalarda yaygınlık oranı %10-20 arasında değişmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla en az 4-5 kat daha fazladır. (Öztürk 1997)
Normal gelişim süreci içinde bireyler, çevreleriyle etkileşimleri sırasında, kendilerine, diğer insanlara ve dünyaya yönelik bazı inançlar (hipotezler/şemalar) geliştirirler. Daha sonra dünyayı algılayışları ve geliştirdikleri stratejiler, hep bu şemalar doğrultusundadır. Kişilik bozuklarında bu şemalar oldukça katı ve değişmeye dirençlidir. Bunun nedeni, kişilik bozukluğu olan kişilerin çocukluk yaşantılarında ebeveyn tutumlarından başlayarak pek çok olumsuzluğun olmasıdır. Bu olumsuzluklarla başa çıkmaya çalışan kişi, kendisine şemalar tarafından yönetilen bir dünya kurarak kendini korumaya çalışır. Bu dünyanın sınırları içinde kaldığı sürece sorunsuz bir hayat yaşayabilir. Sorunlar, kişinin çevresindeki insanlar, onun beklentilerinin dışında davranmakta ısrar edince başlar. (Şahin 1998)

KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ OLUŞ NEDENLERİ
1-) Kalıtım: Yapılan araştırmalara göre kimi kişilik bozukluğu türlerinde soya çekim rolü vardır.
2-) Yapısal Etkenler: Beden yapısı ile kişilik arasında bir bağ saptanamamıştır. Ancak doğumdan önce doğum sırası ve doğumdan sonra merkezi sinir dizgesini etkileyen durumlar kişilik bozukluğuna zemin hazırlayabilir. Bedensel sakatlıklarda kişilik oluşumunda önemli rol oynayabilir. Fakat bunların özgül bir neden olduğu söylenemez.
3-) Çevresel Etkenler: Kişilik bozukluğunun gelişmesinde aile ve toplumsal çevrenin önemli etken olduğu bilinmektedir.
Psikanalitik kurama göre belirli ruhsal-cinsel gelişme dönemlerinde saplanmaya yol açacak aile koşulları belli kişilik yapılarını ve bunlara bağlı kişilik bozukluklarının ortaya çıkmasına yol açar.
Sosyopatik kişilik bozukluğunun, çelişkili değer yargıları ve tutumları olan yada parçalanmış ailelerden çıktığı ileri sürülür. Düzensiz, güvensiz, ağır sosyal ve ekonomik sorunları olan toplum kesimlerinde (horlanmış azınlık grupları, gettolar) daha çok sosyopatik kişilik bozukluğu oluştuğu görüşü oldukça yaygındır. Çok ağır baskılar, cezalandırıcı tutumlar altında yetişen çocuklarda aşırı uysal, çekinik kişilik yada başkaldıran antisosyal kişilik gelişebilir. (Öztürk 1997)

PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU
TANIM: Başlıca özelliği başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir kuşkuculuk ve güvensizlik göstermedir. Ergenlik ve ergenlik sonrası (genç yetişkinlik) dönemlerinde başlar ve çeşitli durumlarda ortaya çıkar. (Arsu 2001)
Bu kişiler ne psikotik ne de şizofreniktir. Paranoid kişilerin çoğu dikkatli birer gözlemci olup çoğu kez enerjik ve yetenekli kişilerdir. Fakat rutin bir şekilde başkaların davranışlarını yanlış bir biçimde kendilerine yönelik tehlikeler olarak algılarlar. (Scully 1990)
PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ:
İş arkadaşı ve dostlarından şüphelenirler güven ve sadakatten sapma olup olmadığını algılamaya çalışırlar, dostluk gösterilirse şaşırırlar. Zor durumda kaldıklarında dostlarının ya kendisine saldıracağı yada görmezlikten geleceğini düşünürler. (Arsu 2001)
Paranoid kişinin, insanlarla ilişkilerinde süreklilik yoktur. Yalnızca yaşanılan an algılanır. Her ilişkiye, kuşkularının gerçekleşeceği beklentisiyle yaklaşırlar. Dünyanın güvenilmez ve ne yapacağı belli olmayan yabancılarla dolu olduğuna inancından kaynaklanan sürekli bir anksiyete yaşar. (Ogden, 1986)
James Scully’e göre paranoid kişilik bozukluğunun belirtileri şunlardır.
a-) Paranoid kişiler aşırı derecede uyanıktırlar ve aşağıdaki özellikleri gösterebilirler.
1-) Aşırı ihtiyatlılık ve gizlilik
2-) Haksız bile olsa kabahati kabul etmeme
3-) Başkalarının sadakatinden kuşkulanma
4-) Tüm durumu dikkate almaksızın yoğun ve sürekli olarak kendi beklentilerinin doğrulanmasını arama
5-) Gizli motivler ve özel anlamlarla aşırı ilgilenme
6-) Patolojik kıskançlık
7-) Sorunları abartma (pireyi deve yapma)
8-) Gevşemekte yeteneksizlik ve herhangi bir tehdide karşı saldırıya hazır olma
9-) Çabucak gücenme (havadan nem kapma)
b-) Paranoid kişiler çoğu kez başkalarıyla kavgalıdırlar ve aşağıdaki özellikleri gösterebilirler.
1-) Algılanan tehditlere karşı kızgınlık ve saldırı ile reaksiyon gösterme
2-) Kin tutma
3-) Kendisine yönelik küçümseme ve saygısız davranışı bağışlamama
4-) Başkalarının erk ve rütbesini çok iyi fark ederler.
c-) Paranoid kişiler, sınırlı duygulanabilme yeteneğine sahiptirler ve aşağıdaki özellikleri gösterebilirler.
1-) Soğuk ve heyecansız görünme
2-) Mizah duygusunun eksikliği
3-) Pasif, yumuşak, sevecen ve işten duyguların yokluğu
4-) Objektif ve mantıklı olmakla öğünme
5-) Sanattan çok mekanik ve elektronik araçlar ilgilerini çeker.

Paranoid Kişilik Bozukluğunun Belirli Bilişsel Profilleri 
Diğerlerine Bakışları: Diğer insanları temelde sahtekar, üç kağıtçı, manipülatif olarak görürler. Diğer insanların kendi işlerine karıştıklarına, kendilerini aşağıladıklarını inanırlar. Diğerlerinin arkalarından gizli işler çevirdiklerini inanırlar.
Temel Şemaları: “İnsanlar eninde sonunda beni incitecekleridir.” “İnsanlara güvenilmez. Beni her zaman sömürecekleridir.” “Onlara öfkelenme, sana yaptıklarını yap.” “Bana yönelik herhangi bir aşağılanma, ne kadar hafif olursa olsun cezalandırılmalıdır.” “Uzlaşma yamak teslim olmaktır.”
İşlevsel Olmayan İnançları: “Eğer dikkatli olmazsam, insanlar beni kötüye kullanabilirler, sömürebilirler, manipüle edebilirler.” “Eğer arkadaşça davranırlarsa, beni kullanmaya çalışıyorlardır.” “Uzak dururlarsa arkadaş olmadıklarının kanıtıdır.”
Temel Korkuları: Gizlice manipüle edilmek, kontrol edilmek, aşağılanmak, ayrımcı muameleye tabi tutulmak.
Tipik Davranışları: Hiperaktivite ve sürekli tetiktelik. Kuşkuculuk, yüzleştiricilik ve bir süre sonra sözünü ettikleri düşmanca muameleye maruz kalmak.
Duyguları: Olası bir sömürülmeye karşı kızgınlık, algılanan bazı tehlikeler karşısında sürekli anksiyete. Terapiye girişleri genellikle bu anksiyete yüzündendir.

PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU GİDİŞ VE EŞLİK EDEN ÖZELLİKLERİ
Kronik şizofreni olan ailelerin çocuklarında daha çok görülür. Genel toplumda % 0.5-2.5 arası görülür. Paranoid kişilik bozukluğu olan bazı kişilerde antisosyal davranış görülebilir, ama bu kişisel bir çıkar sağlamak yada başkalarını kullanmak şeklinden daha çok öç alma şeklindedir. (Arsu 2001)       
Yansıtma ve yansıtmalı özdeşleşme paranoid kişinin temel savunma mekanizmalarıdır. (Geçtan 1997) 

PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU TEDAVİSİ
İlaç tedavisi + psikoterapi ile tedavi görürler. Tedavide terapistle kurdukları güven ilişkisiyle paralel olarak düzelme sağlanabilir veya sonlandırılır. (Arsu 2001)
Paranoid kişilik bozukluğu olanlar, şizoid ve şizotipal kişilikleri olanlar gibi nadiren sağaltım için başvururlar. Hekim tedavi için başvuran hastaya karşı dürüst ve saygılı olmalıdır. Örneğin hasta bir şeyleri kusurlu bulduğunda (randevuya geç gelme gibi) terapist hastasını kabul etmeli ve özür dilemelidir.
a-) Başlangıçta olası tek yöntem bireysel terapidir.
b-) Bazen hasta grup terapisini tolere edebilir. Fakat hasta seçiminde çok dikkatli olunmalıdır.
c-) Terapist hasta ile çok hızlı bir şekilde çok yakın olmaya çalışmaktan kaçınmalıdır. Bazı hastalarda ajitasyon ve korku ortaya çıkabilir. Sınırlar belirlenmelidir.
d-) Ajitasyonu düzenlemek için kısa süreyle düşük dozlarda antipsikotik ilaçlar kullanılabilir. Fakat hekim ilacın yan etkilerini açıklamalıdır. (Scully 1990)


ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU
TANIM: Toplumsal ilişkilerden kopma ve başkalarıyla birlikte olunan ortamlarda duygularını anlatmada kısıtlı kalma olarak tanımlanır. (Arsu 2001)
Yakın ilikliler kurmaktan topluma karışmaktan kaçınan, duygularını belli etmediği için soğuk görünen içe dönük kişilerdir. (Öztürk 1997)

ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ:
1-) Sıcak ve sevecen duyguları yoktur ve çoğu emosyonel olarak soğuk ve uzaktırlar. Başkalarının övgü, eleştiri ve duygularına ilgisizdir. (Scully 1990) 
2-) Ailenin ve herhangi bir toplumsal grubun bir parçası olmaktan doyum sağlıyor gibi gözükmezler. Çoğu zaman yalnızlığı seven toplumdan uzak, mesafeli yaşayan insanlardır. (Arsu 2001)
3-) Seks konusunda ilgileri yoktur yada azdır.
a. Bu bozukluğu olan kişiler sosyal becerileri olmadığı için evlenemezler.
b. Kadınlar bu ilişkiyi yada evliliği pasif olarak kabul edebilirler. (Suclly, 1990)
4-) Şizoid kişinin dıştan verdiği izlenim ile iç dünyası birbirinden farklıdır. Ahtar’a göre (1987) şizoid kişi görünürde dünyadan kopuk, kendiye yetinen cinselliğe karşı ilgisiz ve ahlak kurallarına önem veren bir izlenimi verdiği halde iç dünyasında aşırı duyarlı, duygusal beklentileri yoğun, çok dikkatli yaratıcı çoğu kez sapkın ve dürüst olmayan biridir. Bu kutuplaşma, bilinç ve bilinç dışı kişilik özelliklerinin değil benliğin iki parçaya ayrılmış olarak ve bütünleşemeden yaşanmakta olmasının yansımalarıdır. Bu nedenle şizoid kişiler kim olduklarını hiçbir zaman tam algılayamadan ve birbiriyle son derece çelişkili duygular istekler, düşünceler ve dürtüler arasında sürekli bocalar.(Geçtan, 1997)
5-) Kimileri sanata, entelektüel uğraşlara düşkün olabilirler. Kimilerinde de hem dış hem iç dünya kısır ve kısıtlıdır. (Öztürk, 1997)

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Belirli Bilişsel Profilleri  
Kendilerine bakışları: Kendi kendilerine yettiklerine ve yalnız yaşayabileceklerine inanırlar. Hareketli, bağımsız ve tek başına yapılan işlerde başarılı olacaklarını düşünürler. Kararlarını kendi başına verip sürdürebileceklerine inanırlar.
Diğerlerine Bakışları: Her işe burunlarını sokan, rahatsız edici. Yatkınlığı, diğer insanların kendilerini kontrol edeceği bir durum olarak görürler.
Temel Şemaları: “Temelde yalnız biriyim.” “Diğer insanlarla yakın ilişkilerden pek hayır gelmez ve içinden çıkılmaz sonuçlara yol açar.” “Yakın ilişkiler özgürlüğümü engeller.”
İşlevsel Olmayan İnançları: “Eğer çok yakınlaşırsam insanlar çengel atarlar.” “Tam anlamıyla özgür ve hareketli olmazsam mutlu olmam.”
Stratejileri: “Çok yaklaşma.” “Mesafeni koru.” “Kendini verme.” “Olabildiğince diğer insanlardan uzak kal.” “Belli işler için bir araya gelip daha sonra uzak dur.”
Temel Korkuları: Sınırların belirsizleştiğine ilişkin herhangi bir işaretten çok rahatsız olurlar.
Tipik Davranışları: Kendi halinde bir yaşam tarzı seçmek. Kimseye karışmamak, kimsenin sorumluluğunu almamak.
Duyguları: Mesafelerini korudukları sürece hafif bir keder duygusu yaşayabilirler. Yakın bir ilişkiye zorlanırlarsa, anksiyeteleri çok artabilir. Histrionik kişilerin tersine duygularını hiçbir şekilde belli etmezler. Böylece etraflarında yoğun duygu yaşamazmış gibi bir izlenim bırakırlar.

ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU GİDİŞ VE EŞLİK EDEN ÖZELLİKLER  
Ergenlikte veya ergenlik sonrasında başlar ve değişik koşullarda ortaya çıkar daha çok erkeklere konun bir tanıdır. Bazen odistik bozuklukla karışabilir. (Arsu2001)
Şizofrenilerin bir bölüğünde hastalık öncesi kişilik genellikle şizoid özellikler gösterirler. (Öztürk, 1997)

ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ
Kişi değerlendirilirken kültür geçmişi dikkate alınmalıdır. Kırsal kentten büyük şehre göçmüş insanlar “duygusal donukluk”la tepki gösterebilirler ve iletişim bozuklukları oluşabilir. “Yalnız başına” insanlar şizoid olarak düşünülebilirler. Şizoid bozukluğu ile karıştırılmamalıdır.(Arsu, 2001)
Şizoid, paranoid ve şizotipal kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle sağaltım için başvurmazlar. Hekim, sağaltım için başvuran hastaya dürüst ve saygılı bir biçimde davranmalıdır. Başlangıçta bireysel psikoterapi, kullanılabilecek tek yöntemdir. Ancak hasta tolera edilebiliyorsa, grup terapisi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir. (Scully, 1990)


ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
TANIM: En önemli özelliği yakın ilişkilerde birden bire bir rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girme becerisinde azalma görülür. Toplumsal ve kişiler arası ilişkilerde yetersizliklerle bilişsel ve algısal çarpıklıklar ve alışılan davranışların dışında davranışlarla görülür. (Arsu, 2001)
Bu bozukluğun temel özelliği düşünce, davranış ve görünümde gariplikler bulunmasıdır. Bu gariplikler şizofrenik olarak adlandırılabilecek kadar ciddi değildir ve psikotik atak öyküsü bulunmaz. (Scully, 1990)

ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

1-) Özellikle tanımadığı kişilerin bulunduğu topluluklarda aşırı tedirgin olur.(Geçtan, 1997)
2-) Garip büyüsel inanışlar (telapati, altıncı duyu sahibi olma gibi) alınganlık kuşkuculuk ve üstüne alınma fikirleri çok görülür. (Öztürk, 1997)
3-) Dağınık, konu dışı belirsizlik taşıyan konuşmalar vardır. Ancak çağrışımlarında dağınıklık, evredışılık yoktur. Yanıtları ileri derecede somut yada ileri derecede soyut olabilir. Sözcüklere yada kavramlara bazen olağan dışı anlamlar yüklerler.(Arsu, 2001)
4-) Kişiler arası ilişkileri sorumlu olarak yaşarlar ve kendilerini ilişkide rahatsız hissederler. İlişkileri olmadığı için mutsuz olduklarını söyleseler de davranışları yakın ilişkiye girme isteklerinin az olduğunu düşündürür. Birinci derece akrabaları dışında, yakın arkadaşları, sırdaşları yoktur, yada çok azdır. (Arsu, 2001)
5-) Duygusal tepkileri tuhaf, hatta bazen aptalcadır, baş sallama yada gülümseme gibi karşılık verme tepkileri ender görülür. (Geçtan, 1997)
6-) Ağır stres altında geçici psikoz belirtileri gösterebilirler fakat belirtiler şizofreni tanısı koymaya yetmez.(Öztürk, 1997)
Gunderson’un da belirttiği gibi (1983) şizotip ve şizoid kişilikler arasında pek çok ortak yön bulunur. Aslında her iki kişilik bozukluğunda aynı spektrum içerisinde yer alırlar. Ancak bazı durumlarda, belirtilerin bu spektrum içindeki yeri, bu iki kişilik arasındaki çizginin belirlenmesini gerektirebilir. Çünkü şizoid kişilik bozukluğu da ayrıca, şizofreni ile aynı spektrum içinde değerlendirilebilir. Şizofren çizgisine daha yakın olan şizotip kişilerde bazen kısa süreli psikotik dönemler görülebilir. (Geçtan,1997)      

Şizotipal Kişilik Bozukluğunun Belirli Bilişsel Profilleri:
Kendilerine bakışları: kendilerinin tehlikelere açık olduğunu düşünürler. Sezgilerinin güçlü olduğuna inanırlar.
Diğerlerine Bakışları: Her an başkaları tarafından sömürülecekmiş gibi bir duygu yaşarlar.
Temel Şemaları: “Bende bir eksiklik var.” “Ben diğerlerinden farklıyım.” “Tuhafım.”
İşlevsel Olmayan İnançları: “Yakın ilişkiler tehlikeli olduğu için uzak durulmalıdır.” “Eğer kendimi sürekli olarak kollamazsam başıma bir iş gelebilir.”
Stratejileri: “Kontrol edemediğim sosyal ortamlardan uzak durmalıyım.” “hep tetikte olup gelebilecek tehlikeleri sezmeye çalışmalıyım.”
Temel Korkuları: İncitilmek, zarar görmek, zayıflıklarının ortaya çıkması,
Tipik Davranışları: Tuhaf giyinir kendi kendilerine konuşurlar. Yabancılara yaklaşmazlar. Doğa üstü güçleri olduğuna inanırlar. Batıl inançlara düşkündürler çok soyut konuşurlar.
Duyguları: Yaygın bir anksiyete, “hiçlik” ve “yokluk” temaları ağır bastığında depresyon. 

ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU GİDİŞ VE EŞLİK EDEN ÖZELLİKLER
İlk kez çocukluk yada ergenlikte yalnız başınalık, yaşıtlarıyla ilişkilerde bozukluk, toplumsal anksiyete, okul başarısında düşüklük, aşırı duyarlılık, acayip düşünceler, acayip bir dil kullanma ile kendini gösterir. Bu çocuklar “acayip” “sıradışı” gibi görünürler. Ve alay konusu olabilirler. Bu bozukluk erkeklerde daha çok ve genel toplumun %3’nde görülür.(Arsu 2001)
Şizotipal kişilik bozukluğu şizofreniklerin birinci derece akrabalarında daha çok görülür. ABD’de %3 yaygınlık oranı gösterdiği bildirilmektedir. (Öztürk, 1997)

ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ
Psikotrapiye genelde müracaat etmezler yoğun duygulanımlar ve yakınlaşma istekleri yoktur. Dürtüsel ve manipülatif değillerdir, ancak stres altında psikotik bir süreç geçirirlerse yakınları tarafından bir psikiyatriste getirilirler. İlaç tedavisinden yararlanılır. Psikoterapi çok az yarar sağlar. (Arsu, 2001)
Hasta sağaltım için baş vurduğunda, hekim hastaya karşı dürüst olmalıdır. Hastanın garip davranışı hekimde huzursuzluk yaratabilir. Hekim hastayla hiçbir şekilde alay etmemelidir. Grup psikoterapisinde başarı şansı bireysel terapiye göre daha fazladır. Fakat yalnız tolere edilebilecek hastalar grup terapisine alınır. (Scully, 1990) 


ÇEKİNGEN KİŞİLİK BOZUKLUĞU
TANIM: Bu bozukluğu olan kişiler utangaç ve çekingendir. Fakat arkadaşları olmasını istemektedir. Bu kişiler, reddedilme ve eleştirme korkuları nedeniyle sosyal ilişkiden kaçınırlar. Eleştirisiz kabul edilecekleri konusunda güçlü garanti verildiğinde arkadaşlık kurarlar. Kendilerini çok eleştiren ve benlik saygıları düşük olan kişilerdir. (Scully, 1990)
Yalnız başlarına karar veremeyen girişim yapamayan, eyleme geçemeyen sorumluluk alamayan bu kişiler yetişkin çağın doğal beklentileri karşısında bir çocuk gibi çaresiz kalan kişileridir. (Öztürk, 1997)  

ÇEKİNGEN KİŞİLİK BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ
1-) Bu kişiler eleştirilecek beğenilmeyecek yada dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişiler arası ilişkiler gerektiren meslek etkiliklerinden, yada okul etkinliklerinden kaçınırlar. (Arsu, 2001)
2-) Yakın akrabalar dışında hemen hemen hiç arkadaşları yoktur. (Scully, 1990)
3-) Toplumda çirkin, anlamsız görünmekten, yanlış bir şey yapmaktan korkarlar ve heyecanlanırlar.(Öztürk, 1997)
4-) Sosyal temasın artmasına neden olacağı düşüncesiyle, işlerinde terfi ettiklerinde tedirginlik yaşar, hatta verilen görevi reddedebilirler. (Geçtan, 1997)
5-) Başkalarının yanında utanma korkusu ve beklentisi vardır. Örneğin; ağlama yada yüz kızarması (Scully, 1990)
6-) Tersi kanıtlanmadıkça diğer insanları reddedici ve eleştirici olarak kabul ederler. (Arsu, 2001)
7-) Hafif bir eleştiri de hemen yararlanmış hissederler. Utangaç, sessiz “görünür-görünmez” olma eğilimleri vardır. Kendilerine yönelik bir ilginin aşağılayıcı ve dışlayıcı olabileceğinden korkarlar. (Arsu, 2001)
8-) Topluma etkin bir birey olarak katılma özlemeleri varıdır.

Çekingen Kişilik Bozukluğunun Belirli Bilişsel Profilleri:
Temel Çatışmaları: Bu kişiler diğerlerine yakın olmak ve kendi entelektüel ve mesleki potansiyellerine ulaşmak istedikleri halde, incinecekleri ve acı çekecekleri korkusuyla yada itilecekleri ve başarısız olacakları korkusuyla, hem insanlardan hem de başarıdan uzak dururlar.
Diğerlerine Bakışları: Çevresindeki diğer insanları potansiyel olarak eleştirici, ilgisiz ve emir verici olarak görürler.
Temel Şemaları: “Değersizim, hiçbir işe yaramam” “Hoş olmayan duygulara dayanamam.” “Sevilmeyecek biriyim.” “Tüm eleştiriler aynıdır. En ufak bir eleştiri ile en yoğun eleştiri arasında fark yoktur.” “Kendimi bir başka insanla kurulacak bir ilişkiye adamadan önce beni kabul edeceğine dair koşulsuz bir garanti alabilmeliyim.”
İşlevsel Olmayan İnançları: “Eğer insanlar bana yakınlaşırlarsa, gerçek beni fark ederler ve reddedilebilirim. Bu da dayanılmaz bir şey olur.” “Eğer yeni bir işe başlar ve başarılı olmazsam bu benim için korkunç bir şey olur.”
Stratejileri: “En iyisi riskli insan ilişkilerinden uzak durmaktır. Hoş olmayan sonuçları ne pahasına olursa olsun kendimden uzak tutmalıyım. Eğer hoş olmayan bir şey düşünecek yada hissedecek olursam aklımı bir başka yere vermeliyim (ilaç, içki, obsesyon vb.).”
Temel Korkuları: “Ne olduğum anlaşılırsa beni aşağılayacaklarıdır, iteceklerdir.”
Tipik Davranışları: Değerlendirileceği ortamdan uzak durmak, kaçınmak. Sosyal ortamlara girmek zorunda kaldığında, dikkatleri olabildiğince kendi üstlerinden uzaklaştırmak. Başarısızlık ve değerlendirilme korkusuyla iş ortamlarında yeni sorumluluklar almamak, ilerlemek için uğraşmamak.
Duyguları: yakın ilişkilerden alacakları doyumdan ve başarının getireceği mutluluktan uzak kaldıkları için, temel duyguları anksiyete ve keder karışımıdır (disfori). İş ortamlarında ise değerlendirilme tehlikesine bağlı olarak anksiyete yaşarlar. Anksiyete ve keder yaşamaya karşı toleransları çok düşük olduğu için, kendilerini daha etkili biçimde ifade etmekten, utangaçlıklarını yenmekten kaçınırlar. Sürekli kendilerine dönük oldukları ve duygularını gözledikleri için, keder ve anksiyete duygularına çok duyarlıdırlar. Acı verici duygularına karşı aşırı duyarlı olmalarına karşın, bu duyguları belirtmekten kaçınırlar. “Bilişsel kaçınma” stratejilerine uygun olarak, bağımlı kişiliğin tersine, beklentilerini azaltarak ve diğerleriyle yakın ilişkiye girmeyecek başarısızlıktan kurtulmaya çalışırlar.

ÇEKİNGEN KİŞİLİK BOZUKLUĞU GİDİŞ VE EŞLİK EDEN ÖZELLİKLERİ
Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülürler. Toplumda %1 oranında görülürler. Çekingen davranış çoğu zaman bebeklikte yada çocuklukta utangaçlık ve toplumda uzaklaşma, yabancı ve yeni durumlardan korkma ile başlayabilir. Yaş ilerledikçe utangaçlık azalacağına, ergenlikte daha fazla utangaç ve çekingen olur. Erinlikte ilerleyen yaş ile yatışabilir. Hem çekingen bozukluk hem bağımlı kişilik bozukluğu bir arada görülebilir. (Arsu, 2001)
Sosyal fobi ve agora fobi bulunabilir. Fakat aynı zamanda bunlar ayrı bir hastalıktır ve bu kişilerde mutlaka anımsanmalı ve ayrıca tanı göz önünde bulundurulmalıdır. (Scully, 1990)

ÇEKİNGEN KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ
Genelde psikoterapiden çok yaralanırlar. Terapistlerine güvenirlerse bağlanırlar. Terapistlerinden aldıkları güçle yavaş yavaş dış dünyaya katılırlar.  Utangaçlıklarıyla, dışlanma korkuları ve yalnızlıklarıyla, kişiler arası ilişkiler kurma inceliklerini öğrenirler ve bunu terapi odasının dışına çıkarabilirler. (Arsu, 2001)
Hem bireysel, hem grup terapisi yaralı olabilir. Bu hastalar gerçek ilgi ve desteğe yanıt verirler. Girişkenlik eğitimi bu hastalara yeni sosyal beceriler kazandırarak çok yararlı olabilir.(Scully, 1990)


             Kategori: Akıl Ruh Sağlığı | | Beğen | Henüz Beğenen Yok | Okunma :1768

      
   



   SAYFALAR >>


Konu yeterli gelmedi mi ? İstediğiniz bilgiye ulaşamadınız mı?
Aradığınız konu ile ilgili anahtar kelime veya kelimeleri yazarak site içerisindeki binlerce konu arasından arama yapabilirsiniz.

Konversiyon Bozukluğu - Histeri Nedir? Histeri belirtileri nelerdir? Nedenleri -Tedavisi
Önceki Konu   Sonraki Konu
Hırsızlık Hastalığı (Kleptomani) nedir?Hırsızlık Hastalığı (Kleptomani) genel özellikleri nelerdir?


Yeni Konular
Hıçkırık ciddi hastalıkların belirtisi olabilir! Dr.Arzum - 18.01.2014 00:04:56 Katkı:1
Bağışıklık sistemini nasıl güçlendiririz? Dr.Arzum - 05.01.2014 19:24:04 Katkı:1
Feridun Kunak Boy Uzatma Önerileri netdoktorum - 17.11.2013 02:36:33 Katkı:1
Yaşlılık Tarih Olacak! netdoktorum - 08.11.2013 15:17:10 Katkı:1




      YASAL UYARI

     Sitedeki bilgileri ve tavsiyeleri doktorunuza danışmadan kesinlikle uygulamayınız. Hekiminizin tavsiyesi olmadan uygulamanın sorumluluğu tümüyle kullanıcıya aittir.Hekim tavsiyesi olmadan uygulanması sakınca doğurabilir. Doktorunuza danışmadan kesinlikle uygulama yoluna gitmemeniz gerektiği tekraren hatırlatılır.
Lütfen Site Kullanım Kurallarını okuyunuz.

NetDoktorum.com


-Gizle-
      Web Stats          netdoktorum.com Real PR netdoktorum.com Trust netdoktorum.com Alexa/PageRank